Dansın Tarihçesi, Türklerde Dans Kültürü ve Dans Türleri Dansın tarihi neredeyse insanlık tarihi kadar eskidir. Mağara duvarlarına çizilmiş resimlerden, tarih öncesi çağlarda dahi insanların çeşitli sebeplerle dans ettikleri bilinmektedir. Arkeologların bu resimler üzerinde yaptıkları çalışmalar sonucunda, insanların konuşmaya başlamadan önce dans ettikleri anlaşılmıştır. Sevinçlerini, duygularını beden hareketleriyle ifade ediyorlardı. Zamanla bu hareketler belli kurallara ve düzene bağlandı, büyü ve dini törenlerle tekrarlandı ve bu bir gelenek haline geldi. Ritim ve hareketler çeşitli çalgılarla desteklendi, zamanla dansın amacı sanat ve eğlenceye dönüştü. Eski Yunan’da müzik ve şiirle yakından ilgili olan dans çok gelişmişti. Kordaks, emmeleia, sikianis gibi özel tiyatro dansları vardı. Roma’da anlatımcı sahne gösterileri türündeki danslar tutuldu. Dansın gelişmesi Ortaçağ’da da devam etti. Rönesans başlarında İtalya ve Fransa’da folklorik özel...
Heteroseksüe l : karşı cinse ilgi duyma normal cinsel işlevi ifade eder. Farlı anlamına gelen Yunanca "cinsiyet"ile latince "sex" kelimelerinden türemiş olup, doğal yoldan üremeyi ifade eder. Biseksüel :her iki cinsiyetten olan insanlara karşı cinsel ilgi duyma, onlarla duygusal ve cinsel ilişkiye girme potansiyeli olarak tanımlanır. Biseksüeller hem kadınlar hem de erkelerle birlikte olurlar. Homoseksüellik: A ynı cinsten olan kişilerle cinsel ilişki kurmay ifade eder.Homoseksüel olan kadnsa kadınlarla, erkekse erkeklerle ilişkiye girer.Eşcinsel kadınlara "lezbiyen", eşcinsel erkeklere "gay" kavram kullanılır. "Gay" hem erkek, hem kadn eşcinselleri tanımlayan uluslararası kavramdır ve Fransızca "gai" kökünden gelmektedir. "gay" tabiri 1960 lı yıllardan itibaren erkek eşcinseller için kullanılmaya başlanmş olup, neşeli, umursamaz vs. anlamlarına gelmektedir."lezbiyen" k...
Skinner, iki tür koşullanmadan söz etmektedir. Bunlar; tepkisel ve edimsel koşullanmadır. Skinner, tepkisel ve edimsel davranışın ayrımını yaparak geleneksel uyarıcı-tepki psikologlarından büyük ölçüde ayrılmıştır. Watson’dan beri geleneksel uyarıcı tepki psikolojisine göre, uyarıcının olmadığı yerde tepki de yoktur. Oysa Skinner bu görüşü meydana getirilen tepki ve meydana gelen tepki ayrımını yaparak farklı hale getirmiştir. Skinner’e göre tepkisel davranışlar bir uyarıcı tarafından oluşturulur. Klasik koşullanmada koşulsuz tepki, koşulsuz uyarıcı tarafından meydana getirildiğinden tepkisel davranışa örnektir ve tepkisel davranışlar tüm refleksleri kapsar Klasik şartlanmayla birçok öğrenme durumunu açıklamak mümkün değildir. Çünkü insanlar sadece çevrelerindeki uyaranlara tepki vermekle kalmayıp bilinçli ve açık bir şekilde birçok davranışlar sergilerler. Klasik şartlanma yoluyla öğrenmeyi sağlamak için, yapılan bir davranışa neden ol...
Yorumlar